Archive for the ‘Genel’ Category

Black Filmi ve Üzerimde Bıraktığı Etki

Kasım 3, 2013 - 11:34 am No Comments
Hellen Keller

Hellen Keller

Dün akşam “Black” filmini izledim. Film 2005 yapımı. İzlemek için neden bu kadar geç kaldım bilmiyorum.

Film gerçek bir yaşam öyküsü üzerine yazılan bir senaryo. Filmin ana karakteri ola”Hellen Keller” 1880 yılında Alabama (ABD) ‘da dünyaya gelir. Henüz 19 aylıkken ağır bir hastalık geçirir ve hayatına kör ve sağır olarak devam etmek zorundadır. Hellen büyüdükçe hastalığın etkileri onu huysuz bir çocuk haline getirir. 6 yaşlarındayken kendisi gibi görme ve işitme engelli diğer çocukların eğitimi hakkında arayışa giren ailesi “Anne Sullivan” ile tanışır. Hikaye bundan sonra bambaşka bir boyuta girecektir.

Anne, Helen’in doğru bir eğitim alarak hem kendi hayatının, hem de ailesinin hayatının daha iyi bir noktaya geleceğine inanıyordu. Helen’in öğretmeni olarak görevine başlamasının ilk günlerinde çok zorlansa da yöntemine inancından hiç vazgeçmedi ve kısa zaman içinde sonuç almaya başladı. Koluna yazdığı harflerle ve dudak hareklerini Helen’e tanıtmasıyla ilk öğrettiği sözcük olan su (“water”) ‘dan hemen sonra onlarca kelimeyi öğrenmişti bile Helen.Anne hız kesmeden öğretmeye devam etti. Hatta o kadar inançla çalıştı ki, Helen’in üniversiteyi bitirmesine kadar vardı işler.

Hellen Keller - Anne Sullivan

Hellen Keller – Anne Sullivan

Üniversite eğitimi sırasında hayatını kaleme aldı Helen. Tam 50 dile çevrildi. Henüz yaşarken hayatı filme alındı. Bir çok ülkede paneller düzenlediler, konferanslar yaptılar. Bir çok insanın hayatı üzerinde ciddi etkiler bıraktılar.

Sonuçta inanç ve kararlılık ile başlayan ve azim ile devam eden bir eğitim hem hikayenin ana karakteri Helen Keller’i, hem de öğretmeni Anne Sullivan’ı kendilerinin bile tahmin edemeyeceği bir üne kavuşturdu. Bizlere ise ibret alınmaması imkansız bir öykü bıraktı.

Daha önce şakayla izlediğim Hakan Taşıyan’ın şu sözlerini bu defa gözlerim dolu dolu hatırladım.

http://inciswf.com/ssssss.swf

“Ne yapıyoruz ki biz?”

Ilıca Şelalesi ve Valla Kanyonu Gezimiz

Temmuz 23, 2011 - 7:34 am No Comments

Uzun zamandır gidip göremediğimiz için utanç duyduğumuz yerlerin başında geliyordu Ilıca Şelalesi ve Valla Kanyonu.  2011 ‘den Haziran ayından daha da sonraya ertelemek içimizden gelmedi. Bu sefer gidelim artık dedik ve iki araba yollara düştük

Harita:
Daha Büyük Görüntüle

Kastamonu Pınarbaşı yolu mesafe olarak daha kısa olmasına rağmen,  daha çok kilometre uzunluğundaki Kastamonu – Azdavay – Pınarbaşı yolunu tercih ettik. Diğer yolun bizim kullandığımız yola göre daha zor şartları varmış. Görmedik ama duyduk.

1,5 saat civarında bir yolculuktan sonra Ilıca Şelalesine yakın Ilıca köyüne vardık. Yaklaşık 10 dakika patika yürüyüşünden sonra Ilıca şelalesine ulaştık. Gördüğüm en güzel şelale diyemem ama Kastamonu’da böyle güzel çağlayan bir şelalenin bu denli arka planda kalmasına üzülmedim değil.  Şelalenin yakınlarında nemli havadan dolayı çok güzel manzaralar oluşmuş.  Fotoğraf makinemiz hemen mesaiye başladı tabi :)

Küçük bir göl oluşmuş şelalenin döküldüğü yerde. Büyük kayalar var. Ağaçların ve kayaların gölgesinde 20 metre uzaktaki sıcak havadan eser yok. Bambaşka bir iklim oluşmuş burada adeta.

Bir süre şelalede kaldıktan sonra vaktimizin daraldığını düşünüp kanyona doğru yola çıktık. Muratbaşı Köyü’nde araçlarımızı bırakıp kanyona doğru yürümeye başladık. Ormana girmeden gördüğümüz çeşmenin hemen arkasına piknik malzemelerimizi açıp güzel bir piknik yaptık. Çaylarımız demlendikten hemen sonra döndükten sonra içmek üzere orada bıraktık.

Kanyona sık ağaçların arasında açılmış bir patika yoldan ilerledik. Yaklaşık 8 dakikalık bir yürüyüşten sonra bir ayrıma geldik. Her ne kadar tabeladaki yazı artık okunmuyor olsa da, sağ taraftaki yolun kanyonun üstüne, sol taraftaki yolun içine gittiğini anladık. Hava kararmak üzere olduğu için seyir terasına çıkmayı tercih ettik.

Karşımıza çıkan manzara ile resmen büyülendik. Heyecan ve korku duyguları birbirine karıştı. Kaymakamlık tarafından yapıldığını düşündüğüm merdiven ve korkuluğun oraya nasıl çıkarılıp yapıldığını hala düşünüyorum açıkcası.

Merdivenlerden çıkıp en tepeden manzaraya bakmak insanın dizlerinin bağını çözüyor gerçekten. Bir süre ürpertici manzarayı seyrettik. 400 metre yüksekten dimdik vadiyi izlemek insana hiçlik duygusu veriyor. Doğaya ve onu yaratana hayranlık hisleri güçleniyor.

Kanyonun içinde başka bir güzellik, başka bir manzara olduğuna eminim ama bu defa gidemedik.

Döndüğümüzde çayımız hazırdı. Kanyonun seyir keyfinin ardından taze demlenmiş çay tamamlayıcı oldu.

Darıca Boğaziçi Hayvanat Bahçesi

Şubat 15, 2011 - 6:55 am 1 Comment

Darıca Hayvanat BahçesiRamazan Bayramı’nda Darıca Hayvanat Bahçesi’ne gitmeye karar verdik. Gebze’de ikamet eden arkadaşlarımızla beraber 5 kişi hayvanat bahçesinin yolunu tuttuk.  İsminin Faruk Yalçın mı yoksa Boğaziçi mi olduğunu anlayamadığım hayvanat bahçesi Darıca tren istasyonuna çok yakın. Ulaşımı kolay. Hayvanat Bahçesinin açık otoparkı mevcut fakat ücretli. Bunun yerine otopark alanının etrafında yer alan sokaklardan birine ücretsiz park edebilirsiniz.

Bahçe girişi kişibaşı 15 tl.  Daha önce ziyaret ettiğim tek hayvanat bahçesi Ankara Hayvanat Bahçesi olduğu için girişten itibaren sürekli kafamda orası ile kıyaslama yapıyordum.  Ankara’ya kıyasla giriş ücretleri pahalı.

Hayvanat bahçesi eğimli bir arazi üzerine kurulmuş. Girişten ihtibaren yokuş aşağı bir arazi yürüyüşü sizi bekliyor. Hayvanat bahçesi hayvanları tanıtmaktan öte, hayvanlarla iç içe olma üzerine temellendirilmiş. Bir çok hayvan türünün bakımını bazı okullar veya kuruluşlar üstlenmiş.

Aslanlar ve ayılar girişe yakın konuşlandırılmışlar. Aslanlar kafeste dahi olsalar çok asil ve korkutucu duruyorlar.

Hayvanat bahçesinin en çok ilgi gören türleri maymunlar. Maymunlar için yukardan zincirle sallanmış sepetler var. Sürekli sepetleri gözlüyorlar ve içine yiyecek koyduğunuzda hemen yukarı çekiyorlar. Bu gerçekten görülmeye değer. Maymunlara ayrılmış içerisinde bölüm bölüm kafeslerin olduğu bir bina var. Burada gerçekten çok küçük boyutlara sahip maymun türleri var.

İrili ufaklı bir çok balık türünün olduğu bir akvaryum ev var. Özellikle bu bölüm çocukların çok hoşuna gidiyor.

100 yaşında olduğunu öğrendiğimiz dev kaplumbağa gerçekten görülmeye değer.

Hayvanat bahçesinin en aşağı kısmında yılanlar ve daha aşina olduğumuz  keçi ve deve gibi hayvanlar var. Ayrıca yine bu bölümde çocuklar için ayrılmış bir oyun alanı var. Burada makul fiyatlara aparatif birşeylerde yemek mümkün.

Genel olarak Darıca Hayvanat Bahçesini bakımsız ve düzensiz buldum. İstanbul’a en yakın bu hayvanat bahçesi biraz bakımdan geçirilse bence çok ilgi görebilir.

Hayvanat bahçesinin koordinatları : 40.7858, 29.369961


Daha Büyük Görüntüle

Yeniden Merhaba Blog!

Temmuz 6, 2010 - 8:52 pm No Comments

Merhaba Blog

Bu web sayfasının ilk yazısını yazıyorum. Daha öncede blog denemelerim oldu. İlk blogum, şimdi yayında olmayan kepaze.net sayfasıydı. Sonra blogspot’tan bir sayfa açtım, sonra yine kendi domainlerimin birinde bir blog açtım. Bu defakinin onların akibetine uğramamasını umuyorum. Bu konudaki umudumun temelinde , bu domaini sırf bu iş için almış olmam yatıyor. Haydi hayırlısı diyip yola çıkıyorum.