Archive for the ‘Gezi’ Category

Bolu – Abant Gölü İzlenimlerim

Mayıs 2, 2011 - 8:28 am 1 Comment

Büyük Abant OteliBolu Abant Gölü’ne yaklaşık 10 yıl önce gitmiştim. Yaz ayı içerisindeydik. Bu kış iki hafta arayla gitme fırsatı buldum. Henüz izlenimlerim tazeyken yazmak iyi olur diye düşündüm. İlkinde Abant Gölü’ne kendi arabamla, ikincisinde şirket gezi otobüsü ile gittim. İkisinde de ulaşım konusunda sıkıntı yaşamadım.

İkinci gidişimde Büyük Abant Oteli’nde konakladığım ve neredeyse otelden hiç çıkmadığım için araba ile olan gezimi yazacağım.

Araç ile Bolu merkezden Abant’a 22 km’si dağ yolu olmak üzere 35 km yol gittik.  Araç girişi için 6 TL ödedikten sonra göl manzarasını seyredebileceğimiz bir yere aracımızı park ettikten sonra göl manzarası eşliğinde bir kaç fotoğraf çektik.

Fakat Abant Gölü’nde çok rüzgarlı ve zaman zaman yağmurlu bir hava vardı. Gölün etrafını araba ile turlamaya karar verdik. Semaverimizi yakmak için uygun bir gün olmadığını anladık. O nedenle sadece kartopu oynayarak ve fotoğraf çekerek zaman geçirmek istedik.

Gölün bir kısmı buz tutmuştu. Gölün kenarında deniz botları kiralayanlar vardı. 5 lira karşılığında kar üstünde sınırsız kayma imkanı veriyorlardı.

Çok fazla tur otobüsü gelmişti.

2001 yaz ayındaki Abant Gölü ziyaretimde de, bu kış yaptığım gezimlerimde de Abant Gölü’nü çok şirin bulmadım. Bunda belki gölün çok büyük olması, belkide çevre düzenlemesinin zayıf olmasının daha fazla payı var. Belki de iki büyük otelin hemen gölün yanında olmasıyla çok fazla ziyaretçi gelmesi ve bunun sonucu olarak gölün çok daha fazla ticarileşmesi de Abant Gölü’ne bakış açımı etkiledi.

Şu kesin bir şey ki, gezmek için sadece bir günüm varsa Gölcük Gölü’nü Abant Gölü’ne tercih ederim.

Not : Kendi fotoğraflarım ilk fırsatta eklenecektir

Ramos Hotel (Hisarönü-Fethiye) Yorumlarım

Mart 26, 2011 - 4:53 pm No Comments

Ramos Otel Bahçesi - Hisarönü Fethiye2010 Yaz tatilimiz devam ederken Fethiye’deki Ramos Otel ile tamamen tesadüf eseri karşılaştık. Ölüdeniz merkezinde kurulan bir büro, Ölüdeniz’deki pansiyon ve otellerin kurmuş olduğu kooperatif sayesinde insanları otel ve pansiyonlara yönlendiriyor. Bizde çok sakin davranışlara sahip büro çalışanına bize de oda-kahvaltı içeren 70 – 80 TL lira aralığında bir gecelik bir oda bulması için ricada bulunduk. Bize tavsiye ettiği iki otelde katalogdan resimlerine bakılırsa güzel görünüyordu. İlk seçtiğimiz otel büro çalışanına telefonda 1 gece için rezervasyon yapamayacağını söyledi. Bize başka bir otel ayarladı. Oda fiyatının %10′unu kooperatif çalışanına verdikten sonra alternatif otele doğru yola çıktık.

Otel girişinde eşime, “bir yanlışlık olmasın, kişi başı olmasın bize söyledikleri fiyat” dedim. Çünkü otelin girişi gerçekten güzel görünüyordu. Otel modern bir yapıya sahipti. Saygılı bir resepsiyonist ile görüştük. Otel birden çok binadan oluşuyor. Her bina iki katlı ve bir bina içerisinde irili ufaklı odalar vardı. Odamıza giderken çimenler ve portakal ağaçları arasındaki yoldan geçtik. Odanın tasarımı sade ama özenli görünüyordu.

Oda küçük ama özenle tasarlanmıştı. Televizyon, telefon, saç kurutma makinesi gibi donanımları sorunsuz çalışıyordu. Bu fiyat aralığında bu donanımların düzgün çalışması bir kriter malesef :) Tüm odalarda bahçeye bakan balkon buluyordu. Balkondan uzakta olsa havuz görünüyordu.

Otelin havuzu küçük ama yeterli idi. Park sıkıntısı çekilmeyecek kadar geniş otel otoparkı hemen otelin yanındaydı. Sabah kahvaltısı hem çeşit, hem de sunum olarak bu 50-100 fiyat aralığında kaldığımız otellerin açık ara en iyisiydi. Açık havada, güzel bir esinti altında, güzel bir kahvaltıydı gerçekten.

Otelin girişindeki masa tenisi ve bilardo çok bakımlı olmasalar da ücretsizdi. Sinekten yağ çıkarmaya çalışan insanların hakim olduğu turizm sektöründe ücretsiz bir hizmet görmek beni şaşırttı.

Akşam olduğunda dışarıyı dolaşmak istedik. Denizden uzak olduğumuz için dışarıda çok hareketli bir ortam olacağını düşünmemiştik ama beklediğimiz gibi değildi. Hatta eğlence için lunapark ve carting bile vardı.

O gün Fethiye’de çok bozuk bir hava olmasının olumsuzluğunu bize unutturacak kadar güzel bir oteldi.

Ramos otel çalışanlarına teşekkürler

Bolu Yedi Göller Milli Parkı Gezisi

Ekim 5, 2010 - 7:44 pm 1 Comment

Bolu Yedigöller Milli Parkı

Yedigöller uzun süredir ziyaret etmek istediğim yerler arasında ilk sıralardaydı.  Doğayı seven bir kişi olarak Yedigöller’in ismi çok ilgimi çekiyordu. Nihayet yakından görme fırsatı buldum.

Yedigöller Bolu merkezine 42 km. Yolun büyük bir kısmı toprak yol ve çok iyi olduğu söylenemez. Yol üzerinde bir çok yayla buluyor. Yaylalardan bazılarının yakınlarında yayla sakinlerinin kendi ürünlerinden satın alma fırsatı yakalayabilirsiniz. Ürün almak istemezseniz bile kısa bir süre mola verip, bir çay içmek dinlendirici olabilir.

Yolun tırmanma noktasının sonunda bir seyir terası tabelası göreceksiniz. Burası bölgenin en yüksek noktası. Burada tüm manzara ayaklarınızın altında olacak.  Fotoğraf çekmek için harika bir nokta olmasının yanında, onlarcasını üstünüzden temizlemeye çalışırken,  2010 yazında Bolu’da zirve yaptığı söylenen güvercin bitinin bir türünü çok yakından tanıma fırsatı bulacaksınız. :)

Az aşağıda, yolun solunda ikinci  bir seyir terası mevcut. Buradan arkanızda göl manzarası ile fotoğraf çekebilirsiniz.

Göl alanına araç girişi 6 TL. Göllerin yanına indiğinizde yeşilin her tonu ile karşılaşıyorsunuz. En güzel manzaraların Ekim ayında, yapraklar dökülürken oluştuğu söylensede, Eylül ayında karşılaşılan manzaralarda hiç yabana atılır değil.

Milli Park içerisindeki Pisagor Ağacının görülmeye değer olduğunu düşünüyorum fakat şelale ve gülen kayalar aynı oranda ilgimizi çekmedi. Geyik üretme çiftliği uzun zaman önce tamamen kapatılmış, alabalık üretme çiftliği ise ziyarete kapalı.

Seringöl, Büyükgöl, Deringöl, Kurugöl, Nazlıgöl, İncegöl, Sazlıgöl isimli göllerin hepside güzel manzaralar sunuyor. Büyük gölün hemen yanında kamp alanı mevcut.  Piknik yapmak içinde yeterli alan var. Biraz yukarısındaki restorantta canlı alabalık 5 TL, porsiyon alabalık 20 TL’ye satılıyor. Büyükgöl’de olta ile balık tutmak tamamen serbest.

Göl alanı içerisinde konaklamak için Bungalov evler mevcut. Bungalov evlerin gecelik fiyatı 180 TL. Grup şeklinde konaklamak isteyenler için de konaklama alternatifi mevcut.

Bence uzun süren yolculuğuna rağmen Yedigöller kesinlikle görülmesi gereken bir milli park.

Dip not : Ne yazıktır ki park içerisinde üzerine yazı veya şekil kazınmamış ağaç sayısı çok az. :(

Bolu Gölcük Gölü Gezisi

Eylül 28, 2010 - 8:37 pm No Comments

Bolu Gölcük Gölü2010 Eylülünün son haftasonunu geçirmek üzere Bolu’da öğretmenlik yapan abim ve eşini ziyarete gittik. Tosya’dan yola çıkan babam ve annemle de abimlerde buluşacaktık.

Aslında Cumartesi için planımız Yedi Göller’e gitmekti ama son anda bir karar değişikliği ile Gölcük Gölü’ne gitmeye karar verdik.

Gölcük Gölü’ne Bolu Merkez’den 13 km’lik fena olmayan virajlı bir asfalt yoldan gidiliyor. Gerçi bizim gittiğimizde yolda tehlike oluşturan mıcırlar vardı. Gölcük denizden 950 metre yüksekte bulunuyor. Yapay  gölün etrafında yaklaşık 1200 metrelik bir yürüyüş yolu var. Bu yürüyüş yolu özellikle gün batımı ışığı ile birleştiğinde çok güzel manzaralar sunuyor.

Göl etrafına serpitirilmiş ahşap banklar piknikçiler için yeterli sayıda. Haftasonu olmasına rağmen bank konusunda bir sıkıntı yaşanmıyordu. Ayrıca su konusunda da yeterli kaynak mevcut.  Bir erkek ve bir bayan tuvaleti ücretsiz ama bakımsız bir durumdaydı. Bunun yanında yeni tuvaletler için yapım çalışmaları devam ediyordu. Hemen tuvaletlerin yanında çok şirin bir cami de mevcut.

Orman Bakanlığı’na ait kepçe yürüyüş yolu için parke çalışması yapmaktaydı. Babamın söylemine göre senelerdir burada çalışma devam ediyormuş.  Ziyaretçilerin en yoğun olduğu günlerden biri olan Cumartesi günü çalıştıklarına göre bir yapıp bir bozuyor olmalılar.

Gölün etrafında bulunan iki ahşap yapıdan giriş bölümündeki bina kapalı. Daha önce restaurant olarak kullanılıyormuş.  Diğer bina Orman Bakanlığına ait bir misafirhane. Aslında bu yapı doğum yılı 1985 ve öncesi olanlar için çok tanıdık. TRT 1′in yayın akışının sıkça bozulduğu yıllarda seyircisine sunduğu fotoğrafta en çok dikkat çeken göl kenarındaki bu binadır. Bu binasız Gölcük Gölünü kafamda tasarlayamıyorum açıkcası. Göl manzarasını çok güzel tamamlıyor.

Göl alanına giriş için Orman Bakanlığı görevlisi tarafından ücret alnıyor. Yaya için 1,5 YTL, otomobil için 5.5 YTL giriş ücreti var. Araçlar için göl girişinde bir otopark mevcut.  Araçların piknik alanına ve yürüyüş parkuruna alınmaması nadir karşılaşılan güzel bir uygulama.

Eğer haftasonunuzu Bolu yakınlarında doğa ile başbaşa geçirmeyi düşünüyorsanız Gölcük güzelliği ve ulaşım kolaylığı ile çok cazip bir konumda.

Aquapark Otel (Kaş) Yorumlarım

Eylül 21, 2010 - 9:18 pm 1 Comment

Aquapark Hotel KaşBilinen bir tatil acentasından acenta sitesindeki ve kendi internet sitesindeki fotoğraflarına bakıp beğendiğim Aquapark Otel’de 2010 Temmuz ayında bir gecelik rezervasyon yaptırdık. Rezervasyon günü geldiğinde saat 14:30 gibi Çukurbağ yarımadasındaki ıssız ve çorak topraklardan geçerek otele ulaştık.

Korkutucu bir yokuştan indikten sonra otelin lobisi olduğunu öğrendiğimiz yere gittik. Bize odamıza kadar eşlik eden otel görevlisinin kibar bir arkadaş olduğu söylenemezdi. Peyzaj düzenlemesinin neredeyse hiç olmadığı bir merdivenden tırmanarak odaya ulaştığımızda yeni bir hayal kırıklığı ile karşılaştık. Odanın boyası dahil bütün bileşenleri dökülüyordu. Madem bir günlük oda rezervasyonu yaptırdık, kalalım diye düşündük.  Havlumuzu alıp havuza doğru yola çıktık.

Havuzda boş şezlong yoktu. Gözüm kaydıraklara takıldı.  Çalışmıyordu. İlk bulduğum görevliye neden çalışmadığını sordum. Bana “öğleden sonra 2 ile 4 arasında” çalıştığını söyleyip geçiştirmek istedi. Saatin 3 olduğunu söyledim. Sonuç alamayacağımı anladığımda resepsiyona yönlendim. Resepsiyondaki görevli rüzgar dolayısıyla kaydırakları çalıştıramayacaklarını söyledi. Cevaptan memnun olmamıştım. Bir gece için ismi “AQUAPARK” olan bir otel kiralamıştım, yarım pansiyon için kişi başı 90 ytl yani neredeyse herşey dahil ücreti vermiştim ve otelin tüm olumsuz yanları bir tarafa, bir de günde zaten dört saat çalışan (10:00-12:00/14:00-16:00) kaydırakları çalışmıyordu.

Bu şartlar altında kalamayacağımı söyleyip para iadesi istedim. Acenta ile otelin görüşmelerinden de  sonuç alınamadı. Bana para iadesi yapamayacaklarını söyleyip acenta ile görüşmemi söylediler ve bende otelden ayrıldım. Tahmin edeceğiniz üzere acentadanda sonuç alamadım.  Sadece “1 gün için keşke kalsaydın” gibi tavsiye cevapları aldım.

Bu deneyimde “Aquapark otel de, acenta da sınıfta kaldı.” Türk müşterilerin Türkiye’deki otelleri neden yurtdışı acentalardan aldığını daha iyi anladım.