Archive for the ‘Gezi’ Category

Meder Resort Hotel ( Kemer ) Yorumlarım

Eylül 12, 2010 - 5:47 am No Comments

Meder Resort Kemer Oteli Ön BahçesiMeder Resort Hotel’de kişi başı 120 ytl’ye Temmuz 2010 için iki günlük rezervasyon yaptırdık. Otel Kemer şehir merkezine biraz uzaktı. Zaten satın alırken de bunu bilerek satın aldık. Otelin hemen önünde otoparkı var. İlk izlenim olarak modern bir görüntü veriyordu. Saat 12 gibi otele ulaştık. Resepsiyon görevlisi kibar bir şekilde davranarak otele girişimizi yaptıktan sonra öğle yemeği için bizi restorana yönlendirdi.

Restoran büyük ve temiz görünüyordu. Otelde kaldığımız iki gün boyunca yemekler çeşit anlamında 5 yıldızlı otel seviyesine göre baya zayıftı. Bunun yanında lezzet olarak fena değildi. Otelde konaklayan ve Orta Asya’lı olduklarını düşündüğümüz genç erkekler rahatsız edici şekilde kaba davranıyorlardı. Açık menüde eli ile yemek toplayanlar bile vardı.

Otel içindeki ve dışındaki mekanlar modern bir şekilde tasarlanmıştı. Otelin spa merkezi özellikle görülmeye değer bir tasarıma sahipti. Orta boyutta bir türk hamamı ve saunası vardı.

Oda tasarımları beğenimizi kazanmıştı. Odada bulunan aynalı yatak çerçevesi modern evlere örnek teşkil edebilecek bir yapıdaydı.  Oda büyüklüğü de yeterli idi.

Animasyon ekibi bizden iyi not alamadı. Animasyonlar içerik olarak çok dolu olmadığı gibi sönük geçiyordu. Hatta bir gece ise animasyon ekibi müşterileri Kemer merkezinde bir gece kulübüne davet etti.

Otelin havuzu, havuz şezlongları ve havuz kenarı aparatif ikramları yeterli iken plaj için aynı şeyi söylemek mümkün değildi. Plajda ikram olarak sadece toz içeceklerden vardı. Plaj otele 500 metre kadar uzaktaydı ama otelden plaja sürekli servisler vardı. Bunun yanında denizin ve plajın çok temiz olduğu söylenemezdi.

Meder Resort Otel bizden eksik yanlarına rağmen fiyat / kalite bakımından iyi not aldı ve tavsiye edebileceğim oteller listeni girmeyi başardı.

Kaputaş Plajı’nı Mutlaka Görün

Eylül 4, 2010 - 1:45 pm 1 Comment

Kaputaş Plajı İniş Merdivenleri - 2010Eğer Kalkan – Kaş arasındaki bol virajlı ve bol manzaralı sahil yolundan geçiyorsak, Kaputaş Plajı‘na mutlaka uğrarız. Zaten Kaputaş Plajını’ı görüp, en azından bir süre seyretmek için mola vermeden edemezsiniz.

Kaputaş plajı yol seviyesinin 187 basamak altındadır. Bu seviye manzara fotoğrafı çekmek için ideal bir bakış açısı sağlar fakat bu basamaklar aynı zamanda denize girip yorulduktan sonra plajdan çıkış yolunuzdur. :)

Yukardan görünen turkuaz rengi deniz manzarası, kanyon tarafından süzülen yer altı sularından kaynaklanıyor. Plaja inmeden önce gözünüze takılacak olan tabelada, sizi buraya getiren yolun bu kısmının yapımında hayatını kaybeden 4 işçinin ismi yazıyor. Bu insanda buruk bir tat bırakıyor ama Kaputaş’ın güzelliğinin değerini bir kat daha arttırıyor gözünüzde.

Kaputaş Plajı’nda sahil küçük taşlardan oluşuyor.  Bu taşlar yakın çekim fotoğraflar için güzel bir arkaplan oluşturuyor.   Koruma altında bir bölge olduğu için plajın inişteki merdivenlerin başında jandarma sürekli nöbet tutuyor. Ayrıca duş kabini veya soyunma kabini dahil olmak üzere hiçbir yapı bulunmuyor ve plaj çevresinde hiçbir ürün satılmıyor.

Kıyıya yakın deniz çok dalgalı oluyor ama dalgalara kendinizi bırakmak ayrı bir keyif veriyor. Bir kaç adım sonrasında hemen derinleşiyor. Etrafta can kurtaran da olmadığı için bu konuda dikkat etmek gerekiyor.

Kaputaş’a genelde yerli turist ve yakın ilçelerin sakinleri geliyor. Plajın bulunduğu bölgede yol daha  geniş yapıldığından dolayı otopark için çok fazla sorun yaşanmıyor.  Kaputaş aynı zamanda İngiliz the Guardian gazetesinin Türkiyede’ki en iyi 10 plaj sıralamasında 6. sırada yer alıyor ama bence daha yukarılarda olması gerekiyor.

Eğer gezi rotanızda Kalkan veya Kaş varsa Kaputaş’ı mutlaka görmenizi tavsiye ederim.

Ali Baba Otel – Marmaris

Ağustos 24, 2010 - 3:44 pm 1 Comment

Ali Baba Otel Odası - MarmarisTatil rotamıza devam ederken Kuşadası – Marmaris yolunda uykumuz gelip uyuduğumuz için Marmaris‘e geç saatte indik. Gece yarısından daha geç indiğimiz için GPS ile bir kaç otelin yanyana bulunduğu bir  bölgeyi bulduktan sonra arabamızı park ettik. Konuştuğumuz bir kaç otelde yer yoktu. 5 yıldızlı bir otel çok yüksek bir fiyat söyledi.

Boş odası olan Ali Baba Otel‘de iki kişilik oda kahvaltı 70 TL ‘ye kalmaya karar verdik. Temmuz için makul bir fiyattı. Otelden doğal olarak büyük bir beklentimiz yoktu ama anladığımız kadarıyla oda kahvaltı konseptine güleryüz dahil değildi. Otel personelinin tümü ya da bizim karşılaştığımız personelin tümü asık suratlı insanlardı.

Sabah kahvaltısı açık menü değildi haliyle çayı sirke satan bir personel getirdiği için ikinciyi bile istemekten çekiniyorsunuz.  Kahvaltıda bizi Kral FM ‘den damar bir parça karşıladı. Tüm kahvaltımızı arabesk müzik eşliğinde havasız, sıcak zemin katta yaptık. Kahvaltıdan sonra da çok kalmaya niyetimiz yoktu ama en azından çıkarken “iyi günler, yine bekleriz” gibi bir iki nezaket cümlesi duymayı beklerdik.

Sonuç olarak Ali Baba’nın hizmet sektörü konusunda bir kere daha düşünmesi lazım diye düşünüyorum.

Aqua Fantasy Hotel & Aquapark İzlenimlerimiz

Ağustos 21, 2010 - 10:43 am 1 Comment

Kuşadası - Aquafantasy AquaparkGeçen yıl görüp, uğramak için vakit bulamadığımız Kuşadası aquaparklarından birine bu sene gitmeyi planlamıştık.

Kuşadası’nda iki aquapark bulunuyor. Daha eski olanın ismi Adaland. Yeni olanın ismi ise Aquafantasy.

Kuşadası şehir merkezinde kısa bir araştırma yaptıktan sonra Adaland için kişi başı 25 TL’ye giriş bileti bulduk ama Aqua Fantasy daha çok ilgimizi çektiği için kişi başı 35 TL ‘ye bulduğumuz Aqua Fantasy’yi tercih ettik. Bu arada her ikisininde kapıdan giriş fiyatı 40 TL.

Aquafantasy Kuşadası merkeze 6-7 km yakınlıkta. İmkan varsa özel araba ile gitmek için ideal. Ücretsiz ve geniş bir otoparka sahip. Bunun yanında şehir merkezinden sürekli kalkan servisleri de mevcut.

Aquapark içine yiyecek içecekle girmek yasak. Kapıda çantalar kontrol ediliyor.

Kişisel eşyaları koymak için küçük dolaplar var. Dolapları kullanmak isterseniz girişte size verilen karta 10 YTL depozito yüklemeniz gerekiyor.  Tuvalet, duş, soyunma kabini ücretsiz. Sayıları yeterli sayılır. En azından ben sıkıntı yaşamadım.

İçerde fix menüler ile yemek satışı yapılıyor. Sabrınız varsa 10 ytl ‘ye Kumpir + Kola alabilirsiniz. Kumpiri yapan amca 15 dakikada bir tane çıkarabiliyor ama güzel ve doyurucu yapıyor. Yemek ücretlerini de size verilen kartlara yüklenen para ile ödeyebiliyorsunuz. Bu kartlar ıslanınca bozulmuyor, bizzat denedim. :)

Park içinde çok eğlenceli kaydıraklar var. Kaydıraklardan bir çoğundan bot ile kayıyorsunuz. Bu şekilde bir yere çarpma ve yaralanma riskiniz çok az. Hemen hemen bütün kaydırakların başında görevliler var. Sürekli yönlendirmeler yapıp, kargaşa çıkmasının önüne geçiyorlar. Gerçekten adranalin isteyenler için çok dik açıya sahip üstü açık kaydıraklar yada içi tamamen karanlık ve sert dönemeçlere sahip üstü kapalı kaydıraklar mevcut. Bunun yanında sudan çıkmadan dinlenmek isteyenler için yapay bir nehir bile oluşturulmuş. Bu nehirin iki ucu eğlenceli bir dalga havuzuna bağlanmış.

Parkın ziyaretçisi haftasonları daha da arttığından kaydıraklarda sıra beklemek zorunda kalıyorsunuz. Yaz aylarında tüm tatil ortamlarında olduğu gibi burada da erkek gruplar mevcut fakat ben yoğunluk anlamında çok rahatsız edici bulmadım.

Çoçuklar için ayrılmış büyük bir alan var. Bu alan görsel olarak iyi tasarlanmış.

Su parkının hemen her yeri ağaçlandırılmış. Göze batan kötü bir görüntü yok.  Aquapark’ın bağlı olduğu otel hemen parkın yanında ve çok modern bir mimariye sahip. Ayrıca otel müşterileri için aquapark kullanımı ücretsiz.

Aquaparktan hoşlanıyorsanız, Kuşadası’nda mutlaka gitmeniz gereken  bir yer olduğunu düşünüyorum.

2010 İzmir / Çeşme Molamız

Ağustos 14, 2010 - 7:10 am No Comments

2010 İzmir - Çeşme Bu sene daha önce gitmediğimiz Çeşme’ye gitmeye ve Çeşme’de bir gece kalmaya karar verdik. Çeşme İstanbul’dan 650 km. Ortalama bir hızla yaklaşık 9 saat sürüyor.  Açıkcası yola çıkmadan önce Çeşme’ye dair büyük beklenti içinde değildik. O yüzden tatilimizin sadece 1 gününü Çeşme’ye ayırmaya karar verdik. Çeşme’ye sıcak bir hava altında ulaştık. Fakat çok güzel rüzgar esiyordu. Zaten Çeşme’nin de en büyük özelliği buymuş. Rüzgar sörfü için Çeşme’ye gelen ciddi bir insan nüfusu var.

Çeşme merkezinde kısa bir tur attıktan sonra plajlarını görmek istedik. Tarif almak istediğimiz bir kaç kişi bizden daha turist çıkınca GPS’e başvurduk.  Önce Altınkum’a ulaşmak istedik. Uzun bir yolculuktan sonra Altınkum’a ulaştık. Ciddi bir otopark sorunu var Altınkum’da. Günlük 10 YTL olan otoparkta yer kalmamış. Biraz çabadan sonra, çokta müsait olmayan bir yere parkettik.  Denize ayağımızı soktuk. Burası da, Ege’nin diğer plajları gibi soğuktu. Biraz güneşlenmeye karar verdik. Fakat bir şezlongun günlük kirası 20 ytl olduğunu öğrenince vazgeçtik.

Altınkum ‘u ve Alaçatıyı gördükten sonra yola çıktık. Çeşme’de olduğumuz Cumartesi günü deniz çok soğuktu.

Çeşme’de Bodrum gibi sosyete mekanı olmuş anladığımız kadarıyla.  Sevmedik Çeşme’yi.

Bir süre daha gitmeyi planlamıyoruz açıkcası.